Kendimize Doğru Bir Adım: Çaba ve İstikrar
Paylaş
Hepimiz hayatın içinde bir şeylerle başa çıkmaya çalışıyoruz. Sorumluluklarımız, ilişkilerimiz, kaygılarımız, geçmişten taşıdıklarımız… Bazen günün sonunda bütün bunlara yetişmeye çalışırken kendimize nasıl olduğumuzu sormayı unutuyoruz.
Oysa biraz durup kendimize dönmeye ihtiyacımız var.
“Ben ne hissediyorum?”
“Neye ihtiyacım var?”
“Hayatımda tekrar tekrar karşıma çıkan durumlarda nasıl davranıyorum?”
“Bugün kendim için ne yapabilirim?”
Bu sorulara hemen cevap bulamayabiliriz. Hatta bazı cevaplar hoşumuza gitmeyebilir. Kendimizi tanımak, güçlü yanlarımız kadar korkularımıza, alışkanlıklarımıza ve kaçındığımız şeylere de samimiyetle bakmayı gerektirir. Bu da çaba ister.
Benim burada sözünü ettiğim çaba, kendi ihtiyaçlarımızı duyabilmek ve hayatımızda onlara yer açabilmek için gösterdiğimiz gayret aslında…
Bazen bu, bir konuşmadan önce durup nefesimizi fark etmek olabilir. Bazen bizi inciten bir duruma sınır koymak. Bazen ertelediğimiz bir işe başlamak, yardım istemek ya da dinlenmeye ihtiyacımız olduğunu kabul etmek.
Emin olun ki, küçük görünen bu adımların günlük hayatımızda bir karşılığı var. Çünkü kendimize nasıl yaklaştığımız, verdiğimiz kararlara ve kurduğumuz ilişkilere de yansıyabilir.
İşte burada istikrar devreye giriyor.
Bir çalışmayı yaptıktan sonra kendimizi daha iyi hissedebiliriz. Bir düşünceyle karşılaşıp yeni bir bakış açısı kazanabiliriz. Asıl emek, o farkındalığı günlük hayatın içine taşırken başlar. Acelemiz varken, canımız sıkkınken, eski bir alışkanlığımız yeniden ortaya çıktığında öğrendiklerimizi hatırlamaya çalışırken…
Elbette her gün aynı isteğe ve güce sahip olmayacağız. Ara verdiğimiz, unuttuğumuz, kendimize ayıracak alan bulamadığımız günler olacak. İstikrarın içinde bütün bunlara da yer var. Kendimizle kurduğumuz bağı, yapabildiğimiz yerden yeniden sürdürebiliriz.
Yaşadığımız her şeyi biz seçmiyoruz. Koşullarımız, kayıplarımız ve taşıdığımız yükler birbirinden farklı. Her güçlüğü kişisel çabayla çözmek de mümkün değil. Yine de etki edebildiğimiz alanları fark etmek, atabileceğimiz bir adımı görmek açısından kıymetli.
Pick a Life’ı kurarken oluşturmak istediğim alanın merkezinde bu düşünce var: Kendimize samimiyetle yaklaşmak, ihtiyaçlarımızı tanımak ve hayatımızda yapmak istediğimiz değişikliklere emek vermek.
Burada paylaşacağım nefes, ses ve farkındalık çalışmalarını bu yolda bize eşlik edebilecek araçlar olarak görüyorum. Bu çalışmalara zaman ayırdıkça, deneyimimizi gözlemledikçe ve bize iyi gelenleri hayatımıza taşıdıkça onlardan daha fazla yararlanabileceğimize inanıyorum.
Ben de öğrenmeye, uygulamaya ve kendimi tanımaya devam ediyorum. Burada kendi deneyimlerimi ve öğrendiklerimi paylaşırken, sizin de kendinizi dinleyebileceğiniz bir alan açmak istiyorum.
Belki bugün başlangıç için şu soruya yer verebiliriz:
“Şu anki koşullarım içinde, kendim için atabileceğim küçük ve gerçekçi adım ne?”
Hadi cevabını düşün ve notunu al. Sen de ilk adımını at. Unutma, yolculuk hep içeriye…